“Ben ne istiyorum?” kritik bir soru, kritik olduğu kadar temel de bir soru, temel olduğu için, “ben ne istiyorum?” sorusunun nereden filizlendiğini görmek daha da önemli, daha da önemli olduğu için, edebiyat dediysek de, o kadar uzun boylu değil.
İstemek ne demek?
Ne istediğimizi sorguluyoruz, nasıl istediğimizi sorguluyoruz, cevaplar da buluyoruz, birçok cevap buluyoruz, onca cevap, tonla cevap, gırla cevap, deniyoruz, eliyoruz, tekrar deniyoruz, buldum diyoruz, yerin dibine giriyoruz, göklere çıkıyoruz, buldum diyoruz, buldum, bu sefer buldum, işte bu sefer, bu sefer oldu, işte, ve hayır, hayırmış, (vardır bir hayır), yeni virgüller.
Neden istediğimizi sorguluyor muyuz? Neden bunu istiyorum? Neden bu istediklerimi istiyorum?
Daha da altını çizmek istiyorum.
Beraber. Okuyalım.
Neden istediklerimizi istiyoruz? Bunu hiç sorguladık mı? Yeteri kadar neden sorusunu sorunca, çok basit cevaplarla karşılaştığımızı görebiliyor muyuz?
İstediklerimiz ihtiyaç mı, gibi bir soru da değil. İstediklerimize gerçekten ihtiyacımız var mı, gibi değil. İstediklerimizi gerçekten istiyor muyuz, da değil. İstediklerimiz kimin istekleri, da değil. Neden istediklerimizi istiyoruz?
Bir isteğimizi düşünelim, herhangi bir istek. Birlikte düşünelim. Basit bir şey düşünelim ya da basit bir şeye indirgenebilecek bir şey düşünelim. Gündelik isteklerimiz, rutin isteklerimiz. Eş, iş, yapmak istediğimiz ama yapamadığımız, zaman yaratmak istediğimiz şeyler, vazgeçmek istediğimiz bir alışkanlığımız, daha çok para, para da değil, hakkımı almak istiyorum sadece, gibi çıkarımlar, çok da bir şey istemiyorum yani, karşımdakiler bana düzgün davransınlar istiyorum, gibi çıkarımlar, uyum sağlamak istiyorum, kendim olabilmek istiyorum, yargılara kulak asmamak istiyorum, yargılamamak istiyorum, gibi şeyler. Sonuçta, kim sağlığı, bütüncül, mükemmel sağlığı deneyimlemek istemez ki, kim huzuru, rahatlığı, neşeyi doyasıya hayatına katmak istemez ki, kim aşkı doyasıya yaşayacağı bir partner istemez ki, kim bir harcayamayacağı kadar para istemez ki, kim geleceğin, geçmişin derimize geçirdiği tırnaklardan özgürleşmek istemez ki, değil mi?
Tekrar soralım, neden istediklerimizi istiyoruz?
Sağlığı, yana yakıla kim ister? Huzuru, yana yakıla kim ister? Rahatlığı, yana yakıla kim ister? Neşeyi, yana yakıla kim ister? Devam edelim mi?
Şimdi, neden istediklerimizi istiyoruz, neden istiyoruz, görebiliyor muyuz? Sağlıksız, huzursuz, rahatsız olduğumuz için, olduğumuzu düşündüğümüz için. Nesnel olduğunu düşündüklerimiz yanında, öznel olanlar da biriktiği için.
Olanı da olduğu gibi kabul ederek, reddetmeden bile olsa, konu sağlıksa, sağlığımız gerçekten yok mu? Mesela, boğazımız ağrıyorsa ve bunun adı sağlıksızsa, yine mesela, kulağımız duymuyor mu, gözümüz görmüyor mu, yürüyemiyor muyuz? Görebiliyor muyuz? Sevebiliyor muyuz?
Huzursuzluk. Her zerremize kadar mı huzursuzuz? Yoksa bizi huzursuz hissettiren konu, konular ve onun, onların hissettirdiklerinin, geri kalan suyu bulandırması mı? Nesne sürekliliği gibi. Daha çok, nesne sürekliliğinin eksikliği gibi. Bir huzursuzluk, tüm huzurunuzu nasıl bozsun? Biz böyle görürsek bozar, öyle değil mi? Görebiliyor muyuz?
Şimdi, neden istediklerimizi istiyoruz? Güçlü hissetmek, güçlü bir imaj yaratmak, başkalarının kafasındaki biz imajını yönetmek, kontrol etmek, onlara gününü göstermek, onları bize yaptıklarından ötürü pişman etmek, görebiliyor muyuz?
Güçlü hissetmek için, diyelim, istediklerimizi istiyorsak, biz, şu anda, kendimize ne diyoruz, kendimizle ilgili, kendimize, hangi mesajı veriyoruz? Güçsüzüm. İstediklerimi istiyorum, güçlenmek için, istediklerimi istiyorum, güçlü olmak için, istediklerimi istiyorum, güçlü görünmek için, istediklerimi istiyorum, çünkü, güçlü gördüklerimde istediklerim var, güçlü gördüklerimde istediklerim var, o yüzden güçlüler.
Bu çarpık, eksik, çıkmaz sokak nedenselliği görebiliyor muyuz? Biz onlara güçlü dediğimiz için, onların güçlü olduğunu görebiliyor muyuz? Biz kendimize güçlü diyemediğimiz için, güçsüz hissettiğimizi, ve alışkanlığın sürekliliği sonucu, güçsüz olduğumuzu, görebiliyor muyuz?
Öte yandan, neden kendine gönül rahatlığıyla güçlü diyebilenlere, hatta bunu bahis konusu bile etmeden, gücü sahiplenebilenlere, gücü iliklerine kadar hissedebilenlere, neden çıldırdığınızı, neden dişlerinizin kamaştığını, neden kara tahtaya tırnak sürttürdüğünü, görebiliyor muyuz?
Bunları sevebiliyor muyuz?
İstediklerimizi, daha çok sevgi için istemek, ne demek?
Burada sevecek ne var?


